ALTIN
 3.043,36
DOLAR
 35,4900
STERLİN
43,1978
EURO
 36,2820

Gündüzbey başta olmak üzere Bağköyleri, gerçek Malatya kültürü ve kimliğinin doğduğu kadim beldelerdir. Çünkü Pınarbaşı Derme (Mesih) Suyu Gündüzbey dağları (Ağseki) eteklerinden kaynamaktadır ve medeniyet de suyun çıktığı yerde neşet eder.

Yemek kültürü, bir medeniyetin ve şehir kimliğinin en önemli unsurlarından biri olup, Malatya’nın mahalli yemekleri arasında “ayranlı köfte” nin ayrı bir yeri vardır. Ben de köfte türleri arasında en çok ayranlı köfteyi severdim. Bu yemeği de Bağköyleri’nde en iyi annem yapardı. Belki de bu yüzden, daha 15-16 yaşlarında iken rahmetli Gülten Yengem’e demişim ki, “Ben ayranlı köfte yapmasını bilen bir kızla evleneceğim”

Benim çocukluk yıllarımda ayranlı köftenin her şeyi doğaldı… Hayvanlar doğal besinle beslenir, yoğurt ve ayran doğal yapılır, köfteye katılan pancar ve ıspanak doğal üretilirdi. Suyumuz da zaten Pınarbaşı suyu idi… Kimyasal, yapay ve fabrikasyon adına zerre bir malzeme yoktu. Henüz kimyasal ilaçların keşfedilmediği yıllardı. Hayvanlara ve bahçelere, ağaçlara ilaç atılmazdı. Yani tabiata ve hayvanlara dışardan müdahale edilmez, her şeyi tabii akışında elde ediyorduk.

Yani tam anlamıyla organik beslenirdik. Belki de bizim duygularımız, düşüncelerimiz, bütün hayat tarzımız bu yüzden organikti, insani idi. Bizim kuşağımız belki de bu yüzden merhamet ve vicdan sahibidir. Boğazımızdan yapay bir lokma dahi girmedi, tenimize asla kimyasal bir madde temas etmedi, gözümüz hiç suni bir manzara görmedi.

Safi doğal bir insandık. Şimdi ki gibi mekanik çocuklar değildik. Derken yıllar yıllar geçti aradan. Geldik dünyanın tadının kaçtığı bir zaman dilimine… Ama bendeki Ayranlı Köfte aşkı hiç bitmedi, bu efsane mahalli kültüre olan sevdam hiç tükenmedi.

Sabah kalktım, bu soğuk havada karlı yollarda motosikletle Gündüzbey’e gitmek istedim. Annem her zamanki gibi bana kızdı. “Oğlum elinde bir alet, gezip çekip duruyorsun. Sana para veriyorlar mı?”

“Yok anne”

“O zaman sen enayisin oğlum” dedi.

Anne yüreği işte, acıdı bana, dün akşamdan yaptığı ayranlı köfteyi bir kaba koyup, “Şimdi sen dağlara derelere gidersin, acıkırsın, al bunu götür yolda yersin.“

Hasta olmayı göze alarak motosikletle Gündüzbey’e gittim. Ağcapınar mevkiinde, Kirazlı Konak karşısındaki sokaktan, henüz hizmete girmeyen “Koko’nun Yeri” mesiresine doğru yürüdüm.

Dere içinde ayranlı köfte (mahalli kültür) kabını açıp birkaç kaşık yedim. O anda bütün çocukluğum bir film şeridi gibi gözlerimin önünde geçti. Gözlerim doldu, ruhum hüzünlendi, ellerim titredi. Çektiğim fotoğraf ve videolar renkliydi fakat gördüğüm rüya siyah beyazdı.

Bilmiyorum, belki de yolun sonu göründü.

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.