Kanal boyu’nun Kernek tarafını anlattıktan sonra diğer tarafı anlatmasak eksiklik olur diyerek dilim döndüğünce burayı da anlatmaya çalışayım…
Adı, 1925 yılında atandığı Malatya valiliğinde 1927 yılına kadar görevde kalan Malatya Valisi Nevzat Tandoğan’a izafeten önce “Tandoğan” yapılan, daha sonra “Yunus Emre” caddesi olarak değiştirilen, bu şirin semti anlatmaya başlayayım…
Kanalboyu’na girdiğinizde kesme taş kullanılarak yapılan, Atatürk’ün 1931 ve 1937 yıllarında Malatya’ya gelişlerinde kullandığı tarihi bir bina karşılardı sizi…
Bu tarihi bina, 1926 yılında Vali Nevzat Tandoğan tarafından temeli atılan ve 1927 yılının sonlarına doğru Vali Nazmi Toker tarafından açılışı yapılan Türk Ocağı binasıydı. O yıllarda Türk Ocağı olarak kullanılan bu tarihi bina daha sonra Türk Ocaklarının kapatılmasıyla Halk Evi olarak kullanılmış, şimdi de Atatürk Evi ve Etnografya Müzesi olarak hizmet vermektedir.
Tarih kokan bu eserden sonra değişik mimarisiyle dikkat çeken “eyliklerin” evi diye bilinen iş adamı, petrolcü Raif İyilik’in evi gelirdi. (Ev dediğime bakmayın buradaki evlerin kahır ekseriyeti Konak niteliğindeydi). Raif İyilik ve oğulları Rauf, Rafet ve Ragıp bu büyük evde birlikte otururlardı. Sonrasında Kızılay binası denilen bir bina vardı. Burada Fatih, Gazi ve Sümer İlkokullarının efsanevi müdürü, Şinasi ve Hulusi Karadoğan’ın babası, ünlü şarkıcı Kutsi’nin ise dedesi olan Hüseyin Karadoğan otururdu. Ayrıca Kızılay binasının diğer katında “Bussing” marka kamyonuyla hatırlanan, Malatya’nın ilk şöförlerinden “Şerif Usta” lakaplı Şerif Özer otururdu.. Yanında şu anda Hüseyin Kölük Anadolu Lisesi olan yerde Kölükler’in evi vardı. Diğer ev, şehrimizin ilk sineması olan ve 1930 yılında valilik tarafından yaptırılan Cumhuriyet sinemasının işletmeciliğini yapan Sarıoğlu İbrahim Bey’e aitti. Bu konak gibi ev daha sonra Yeşilyurt’lu tekstilci Recep Yücel ailesi tarafından satın alındı. Müminoğulları ailesinden Kemal Müminoğlu’nun evi de buradaydı.
Daha sonra kadim kaynaklardan faydalanarak, dağlardan topladığı otlarla ilaçlar yapıp şifa dağıtan, aynı zamanda meşhur Beyoğlu Kahvesini de çalıştıran, İlhan, İrfan, Sümer, Sunusi, Tamer ve Nuran Alibeyoğlu’nun babası Ferhat Dayının (Alibeyoğlu) evi vardı. Bu evin önündeki devasa dut ağacı tüm mahallenin dut ihtiyacını karşılardı. Yanında Badıllı Camisini de yaptıran “Badıllı Hatice” lakaplı Hatice Badıllı ve yeğeni Milangaz Bayisi Halis Arpacı’nın oturdukları ev vardı. Bitişiği 1961- 1965 yılları arasında AP’den 12. Dönem milletvekili olan Haluk Akşit’in babası Hakim Avni Akşit ve Hacıhaliloğlu sülalesinden Rauf Günay’ın kızı Neriman Akşit’in eviydi, sonrasında Diyarbakırlıoğlu gilin evi gelirdi. Bu evde daha sonraları 2010 yılında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülünü alan Dünyaca ünlü ressam Prof. Ergin İnan ve binicilik sporuna büyük hizmetleri olan ve özellikle yarış atları konusunda ihtisas sahibi olan veteriner Albay Akif İnan ve ailesi oturdular. Yan tarafı Vaizoğlu ailesinden Dr. Faik Vaizoğlu’nun eviydi. Sonrasında Malatya’nın ilk eczanesi olan Merkez Eczanesinin sahibi “Baba” lakaplı Bahaddin Akalın’ın yaptığı o yıllara göre çok lüks sayılabilecek villa tipi güzel bir ev vardı.
Bahaddin Akalın Cumhuriyetin kuruluşundan hemen sonra İstanbul da öğrenimini tamamlamış akabinde doğduğu şehir olan Malatya’ya yerleşip Malatya’nın da ilk Eczanesi olan Merkez Eczanesini açarak tarihe geçen bir hemşehrimizdir…
Bu evi sonraları Nevzat ve Nihat Emirahmetoğlu ailesi aldı daha sonraki yıllarda bu ev avukat Mehmet Buğdaycı’ya satıldı. Mehmet Buğdaycı, cezaevinde yattığı yıllarda hukuk kitapları okuyarak dışarıdan Hukuk Fakültesini bitirmiş yetenekli bir avukattı. Annesi Fahriye ve kardeşi Mustafa ile bu binada öldüğü tarihe kadar oturdu. Çocuğu olmadığı için yeğenlerine kalan bu güzel evin yerinde şimdi estetik kaygılarından uzak bir apartman var!
Daha sonra, yerine eski Belediye Başkanımız Münir Erkal’in Erkal Apartmanını yaptığı, halası Hasibe Nebioğlu’na ait ev gelirdi. Bir sonraki evde Malatya’nın en eski eczacılarından Niyazi Kutan otururdu. Siyasetçi Recai Kutan’ın amcaoğlu olan Niyazi Kutan, 1958 yılında açılan Malatya’nın 7. Eczanesi olan Yeni Eczanesinin sahibiydi. Daha sonra Gazi İlkokulu öğretmenlerinden Mehmet Gürcüoğlu, devrin ünlü genel cerrahlarından Mehmet Alp ve Jandarma lojmanları olarak kullanılan bina gelirdi. Bir sonraki ev Halil Tortum, Abdurrahman Tortum ve Mehmet Tortum’un eviydi. Halil Tortum 1960 -1970 yılları arasında görev yapmış Malatyanın ikinci Baro başkanıydı. Bu evden sonra da ilk eczacılarımızdan Eczacı Mehmet Özgüngör ve resim öğretmeni Saadet Özgüngör’ün evi gelirdi. Ecz. Mehmet Özgüngör’ün Şifa Eczanesi Malatya’mızda açılan üçüncü eczaneydi ve 1940 lı yılların ortalarında açılmıştı.
Karşı sırada ev yoktu…
Sanat Okulu, Atatürk Lisesi, nikah salonu ve İsmet Paşa Parkı tüm caddeyi kaplardı…
Bu güzel insanları korumamız mümkün değildi…
Ama keşke o güzelim evleri koruyabilseydik…
Unuttuklarım varsa, ki mutlaka vardır…
Affola…
Selam olsun Malatya’mın güzel insanlarına…