Öykü, roman, şiir, anı, masal, deneme, … tüm edebi türlerin en belirgin özellikleri, insana dair anlatımlar içermeleridir. Edebiyat insanı evrene ve hayata kendi penceresinden bakar. Yıldızlardan, tabiattaki bir canlıdan ya da herhangi bir coğrafyada yaşananlardan bahsederken, insanı anlatır. İnsanı anlatmanın yanı sıra, insanı tanıma, özünü kavrama, insanı kendisine ve başkaca insanlara tanıtma çabası vardır. Bu çabalarla, yerel yaşanmışlıklara dair insani değerler, evrenselle buluşur. İnsanlığın değeri olarak tarihe mal olur.
Edebiyat akımlarının temel ilkesi, farkındalık yaratmak, hayatı anlamlı kılmak, yeni ve farklı hayatlara yelken açmaktır. Bu farklılıklar, üreten ve söyleyecek sözü olan insanların isyankâr bakışlarında, geleceğe dair protest duruşlarında saklıdır. Ürettikleri değerlerle buluşurlar insanlıkla.
Kimi zamanlar sürgün yeri olarak anılmışsa da, tüm zamanların gözdesi, tarihi belgelerde Halikarnassos olarak kayıtlı, tarihin babası ve antik dünya düşünürü Herodot’un doğum yeri Bodrum’a, 10 yıl önce yerleştim.
Bodrum’da; tarihin kadim insani değerleriyle hayatına yön veren eğitimci, şair, yazar, gazeteci, matbaacı, siyasetçi, iflah olmaz bir insan hakları savunucusu ve araştırmacı özellikleriyle etrafa ışık saçan, hakiki bir Bodrum sevdalısı Bilge İnsan, Güneş’in Oğlu Hüseyin Anıl’la tanıştım.
Eğitimciliğini meslek örgütlerinde aldığı sorumluluklarla, gazeteciliğini yayınladığı gazetelerindeki örnek duruşuyla sürdürmüş, hukuktan yana ve ödün vermez insan hakları savunucusu kimliğine uygun siyaset tarzı ve de aykırı duruşuyla Muğla siyasetine farklı bir anlayış kazandırmış, sivil toplum kuruluşlarındaki aktifliğinde, kurucu, yönetici, kurultay delegesi olarak görevler almış, kitaplarıyla, şiirleriyle ve günlük yazılarıyla yerelle evrenseli buluşturmuş, insanlık değerlerini tarihe kayıtlamış, geleneksel aile ilişkileri ve yoksulluğun egemen olduğu zamanlardan, kapitalizmin tüm çarpıklıklarıyla hayatı kuşattığı günümüz Bodrum’unun 75 yıllık canlı tanığı, araştırmacı yazarlığını kesintisiz sürdüren Bilge Çınarı, Güneş’in Oğlu Hüseyin Anıl...
Bodrum Yarımada Gazetesini kurmuş, Bodrum’da İngilizce konuşanlara hitaben, THE BODRUM OBSERVER haftalık gazete çıkarmış, Karya Bölgesi Kültür Sanat Vakfı (BOSAV) kurucusu, TGC üyesi ve uluslararası sürekli sarı basın kartı sahibidir.
“Üsen Hoca Anladıdduru”, “Muğla Oligarşisinin Serpilip Gelişmesi”, “Deyişler, Özlü Sözler Aforizmalar 1”, “Bağıra Bağıra” (şiir) ve “Beni Güneşe Gömün” (şiir) adlarıyla yayınlanmış beş kitabı mevcuttur.
Kitapların yayına hazırlık sürecinde baskı aşaması öncesi, son okumalar, yazım hatalarının düzeltilmesi gibi katkılarda bulunmanın ve “Bağıra Bağıra” kitabının önsözünü yazmanın mutluluğunu yaşadığım şiirler, Karya Bölgesi insan hikayelerinin hiç bitmesin denilecek doyumsuz yolculuğuna çıkarır.
"Bağıra Bağıra" şiir kitabıyla; hayata dair projelerinin, mücadeleci kişiliğinin, protest duruşunun, tüm zamanlarda hukuktan yana olan tutumunun ürünü;
VASİYETNAMEMDİR
Gidersem eğer,
Görmeden O’nun sonunu,
Yarın kavuşacağım,
Namuslu insanların yüzlerine,
Bakamam utancımdan…
Faşizmin öldüğünü,
Özgürlüğün geldiğini,
Göremezsem eğer,
Yummayın gözlerimi,
İki gözlerim açık…,
Gömün beni.
Toprak dolsun.
Gözlerime…
Ve dolsun ki toprak;
O gün,
Zaten göz gerekmez bana.
dizeleriyle insanlar arası dayanışmanın güveniyle yaratılabilecek güzelliklerle,
“Beni Güneşe Gömün” şiir kitabıyla, insanların sıcaklığına aşina dünyasıyla bütünleşen mücadeleci ruhunun ve hayallerindeki evrenin anlatıldığı;
SAPSARI YAZ
Ege ve Akdeniz Sarıyazlara girdi,
Tahta gibi bir deniz,
Tek tek düşen sarı yapraklar,
Tunç rengi gökyüzü,
Az-çok parçalı bulutlu,
Bazen nemli,
Bazen çok sıcak,
Bazen bunaltıcı,
Bazen ürpertici serinlikte havalar,
Ve ömre bedel,
Şafak vakti gurup vakitleri.
Son incirler,
Son üzüm salkımları,
Dallarda erkenci elmalar,
Olmaya durmuş narlar.
Ilık mı ılık deniz suyu,
Balığın takla attığı,
Keçinin kayadan kayaya sektiği,
Çok ama çok güzel günler,
Hadi gelin,
Bir tutam,
Altın sarısını tutalım,
Sarıyazın tadını çıkaralım
dizeleriyle; emek ve dayanışmayla yaratılabilecek, insanı sarıp sarmalayan güzelliklerle dolu geleceğin içinde dolaştırır.
Dizelerindeki duruluk; yaşadığı coğrafyanın tarihi değerlerini özümsediğinin, mücadeleci ruhunun ve hayata dair algılarının somutlaşmış halidir.
O, Güneş’in oğlu ve yapıp, ettikleriyle Güneş’e gömülmeyi en çok hak edendir…